Yerli Silikon Vadileri Nasıl Modellenmeli?

Yerli Silikon Vadileri Projelerinde Entegrasyon Yönetimi

Teknolojik atılımlar konusundaki söylemler, son dönemlerde somut çıktıları olan icraatlar olarak yansımaya başladı. Örneğin: Yerli Silikon Vadisi projeleri. Özellikle Sanayi Bakanlığına bağlı kurumlar ve bazı sivil inisiyatifler bu konuda somut adımlar atıyorlar.  On yıl kadar önce başlatılan çalışmaların çıktıları, yavaş yavaş hayatımıza girmeye başladı. Bugün tamamı yerli kaynaklarla İHA (İnsansız Hava Aracı) üretimi yapan, birisi kamu iştiraki olmak üzere 3 işletmemiz var. Her geçen gün proje ihalelerinde yerlilik yüzdesinin arttığını görüyoruz, tanıtımlarını basından takip ediyoruz.

deger-zinciri

On yıl önce çok az sayıdaki üniversite teknoparkları sınırlı sayıda firmalara sadece ofis imkânı sağlayabiliyordu. Bugün ise üniversitelerin birden fazla teknoparkları var. Bu teknoparklarda yer bulmak bile çok zor. Hatta yerinde ARGE teşvikleri gündemde.

Bu teşvik ve politikaları nasıl olgunlaştırabiliriz?

Öncelikle silikon vadisi bir inşaat projesi olarak kalmamalı. Elbetteki bu inşaatın modern ve ihtişamlı olması motivasyon / ufuk / hedef bilinci oluşturması açısından önem arz ediyor, fakat özün dolu olması daha önemli. Mekanlar sadece hedefe ulaşmak için birer araç, zira bir garaj ortamının bile ARGE için yeterli olabildiğini örnekleriyle çokça görüyoruz.

Hem devlet kurumları hem sivil yapılar yenilikçi projelerin desteklenmesi için teşvik çalışmaları yürütüyor. Tabii ki bu yapılan yatırımlar, belirli oranlarda fire vermesine karşın, ülkemize değer katan somut çıktılara da dönüşüyor/dönüşecek. Amerika’ da her 10 girişimden 8’inin battığı, 1 tanesinin kendisini ancak finanse edebildiği, kalan bir tanesinin ise tüm dünyada kullanılan dev ürünlere dönüştüğü istatistiklerini dikkate aldığımızda, bu firelerin normal karşılanan bir sonuç olduğunu göreceğiz.

Konuyu farklı birkaç noktadan daha ele almak istiyorum. Kendi alanlarında uzman dostlarımız yapmış olduğumuz fikir alışverişlerinden çıkan şöyle bir sonucu paylaşmak istiyorum:

Teknolojik ARGE projelerine yönelik teşvikler genelde çok kişisel amaçlı, küçük grupları adresleyen projeleri kapsıyor.  Büyük bir proje/programın parçası olarak modülerlik ve takım çalışması sağlanamıyor.

Bu noktada, 2 yıl önce duyurusu yapılan Google’ ın “ARA” projesini örnek vermek istiyorum. Müşterilerin ihtiyaçlarına göre özelleştirebilecekleri bir cep telefonu modeli üzerinde çalışıyorlar. Modüler telefon için Google farklı üreticileri bir araya getirebilecek bir altyapı (framework) sunuyor, farklı firma ve modüllerin birbirleri ile mesajlaşma/iletişim ve fiziksel entegrasyon standartlarını da tanımlıyor, bu işe de en gelişmiş firmalar dahi katılıp bir ucundan destek oluyor. Google pazarlama, satış ve satış sonrasında da bu altyapısının genel bir şablonunu ortaya koyuyor. Yani küçük logo parçaları üreten firmalardan oluşan dev bir ekonomi modellenmiş. Bahsettiğimiz, böyle bir mekanizmaya olan ihtiyaç.

Her şeyi yapan / her alanda ARGE faaliyetleri olan rastgele firmalardan oluşan bir teknopark ortamı yerine; belirli bir alanda uzmanlaşan, “niş pazarlara” odaklanan girişimler organize bir şekilde teşvik edilmeli. Zira bugün teknoparklara baktığımızda, sektörel bilginin paylaşımı çok düşük seviyelerde kalıyor. Hâlbuki paylaşılan bilgi arttıkça üretilen değerler de artıyor. Aynı alanda üretim yapan firmaların yakın konumlarda bulunması bu işin özünü teşkil ediyor. Bunu, klasik meslek gruplarında, örneğin; kunduracılar, tekstilciler, toptancılar, demirciler ve daha pek çok alt iş dalında zaten uyguluyoruz.

Bilişimi, teknolojiyi tek bir alan olarak görmek yerine, alt iş kolları için ayrı ayrı teknoloji organize sanayi bölgelerini oluşturmalıyız. Tıp bilişimi ile telekomünikasyonu, savunma sanayisini, e-devlet uygulamaları ile CNC üreticilerini, finans uygulamaları ile tarım uygulamalarını geliştiren firmaları aynı teknoparkta özel bir amaç gütmeksizin yan yana çalıştırmak, kısa ve orta vadede anlamlı çıktılar sağlamayacaktır. Hepsini yazılım/donanım üreticisi olarak görmek yeterli sınıflandırma değildir. Büyük resim bakış açısı burada da önem arz ediyor: belirli uzmanlık alanlarında sınıflanmış, odak kümelere ayrılmış ARGE, üretim merkezleri.

r&D 3Telekomünikasyon Uygulamaları Teknoparkı

Örneğin sadece telekomünikasyon alanında üretim yapan firmaların olduğu bir teknopark neden olmasın? Telekomünikasyon sektöründe üretim yapanların kullandığı bir takım standartlar, en iyi uygulama deneyimleri(best practices), altyapılar(framework) mevcut. ITU (International Telecommunication Union), TMFORUM gibi organizasyonların ortaya koyduğu, ürettiği bu standartlar ve yapılar çerçevesinde; yazılım evlerinin, donanım üreticilerinin, entegratörlerin olduğu bir teknopark olsun. Tamamıyla uluslararası kabul gören bu standartları baz alarak üretim yapan ve birbirini tamamlayıcı ürünler ile büyük resmin tamamına hitap eden bir hayal bu. Kendi içinde rekabetten ziyade birlikteliğin teşvik edildiği, entegrasyon ile dünya liginde rekabette avantajın sağlandığı, bacasız bir organize sanayi. Sadece yerel piyasaya odaklanmayan, tüm dünyada kabul gören ve birbirini tamamlayıcı niteliklere sahip ürünleri kapsayan değer zincirinin olduğu bir yapı.  Böyle bir organizasyonel yapılanma gelecek yıllarda standartların belirlenmesinde de pek tabii etkin rol oynayacaktır. Yukarıda bahsettiğim Google ARA bunun uluslararası alanda pratik bir örneği olabilir.  TMFORUM (Frameworkx)  çatısı da bunun bazını oluşturabilir. Donanım ve yazılım üreticileri, uygulama geliştiricileri, çevre ürün geliştiricileri, işletmecilerden oluşan büyük bir ekosistem.

Geçmişte özellikle tarım uygulamaları için kurulan kooperatif sistemleri vardı. Halen başarı ile devam edenleri de mevcut. Küçük birçok çiftçimiz bir araya gelerek büyük bir güç oluşturuyorlar. Aynı yapıyı neden tekno girişimler için de yapmayalım ki? Ankara’ da savunma sanayisi için böyle bir girişimin olduğu haberlerini zaman zaman okuyoruz. Bu sevindirici bir gelişme, tam da konuştuğumuza örnek bir atılım. Bu örnek diğer teknoloji alanları için de genişletilebilir olmalıdır.

birlikBir diğer husus ise tanıtım, pazarlama ve lojistik konusu. Entegre teknoparklarda üretilen ürünlerin dünyaya sunumu nasıl olacak? Her firmanın kendini dünyaya tanıtması, varlığını kabul ettirmesi uzun ve riskli bir serüven. Burada devletin ve meslek birliklerinin inisiyatifi ile oluşacak toplu tanıtım ve pazarlama çalışmalarına yatırım yapılabilir. Örneğin Çin’de üretilen ürünlerin neredeyse tamamına tek bir web sitesi üzerinden erişebilir, sipariş verebilir, kısa sürede temin edebilirsiniz. Çin’in tamamı tek bir sitede: “alibaba.com”. Burası sadece bir tanıtım ve lojistik portali de değil aslında, aynı zamanda ciddi bir bilgi toplama merkezi de! Yapılan aramalar / satın alma bilgileri ne tür ARGE’ leri tetikliyor acaba?

Bu yapının kurulması ancak devlet politikasında yapılacak düzenlemeler, teşvikler, meslek birliklerinin ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının etkin çalışmaları ile olacaktır. Bu noktada yetkililerin, karar vericilerin bilgilendirilmesi, hatırlatmaların yapılması önemli. Telekom Üreticileri Sanayisi, Tıp Bilişimi Sanayisi, Finans Uygulamaları Sanayisi gibi tanımların ya da daha modern isimlere sahip bu mekanizmanın çalıştığını hayal etmek bile güzel. Olmaz değil, yapabiliriz.

Not: Bu yazının oluşması konusundaki desteklerinden dolayı Murat Gün‘e, yayını öncesi tashihlerinden  dolayı Mustafa Ulus’ a ayrıca teşekkür ederim.

PaylaşınShare on LinkedInShare on Google+Share on FacebookTweet about this on TwitterDigg this
No Comments